Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 9 Şubat 2017 tarihinde verdiği bir onama kararı ile anlaşmalı boşanmalarda mal talebinde bulunmayan tarafın daha sonradan mal rejimi davası açamayacağı hüküm altına alınmış oldu.

Bandırma Aile Mahkemesi’nde açılan bir boşanma davasında, davacı eş davalıdan herhangi bir mal talebi bulunmadığını beyan etmiş ancak boşanma davası sonuçlandıktan sonra Bandırma Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek evliliklerinin devam ettiği sırada eşi adına kayıtlı olan dairenin taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimine göre tasfiyesinin yapılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesi, aksi yöndeki beyana rağmen dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş; bunun akabinde ilk derece mahkemesinin ret kararı Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesi, davanın reddi yönündeki ilk kararında direnmiştir. Mahkemece önceki kararda hükümde direnilmesine karar verilmesi üzerine karar, davacı tarafça temyiz edilmiştir. 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 45. maddesiyle 6100 sayılı HMK’ya eklenen geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından tekrar incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 09.02.2017 tarihli 2016/21885 E. 2017/1388 K. sayılı ilamı ile Bandırma Aile Mahkemesi’nin kararını onamıştır.

Önceden yalnızca boşanma davasının eki niteliğindeki tazminat, nafaka, ev eşyalarının paylaşımı vb. hususları kapsadığı kabul edilen ve dar anlamda yorumlanarak mal paylaşımı hakkından feragat edildiği anlamına gelmeyen tarafların birbirinden mal talebi bulunmadığına ilişkin ifadeler, bu kararla birlikte, tarafların mal rejimine ilişkin haklarından da feragat ettikleri şeklinde kabul edilecektir. Hukuk Genel Kurulu da 27.11.2013 tarihli ve 2013/1601 sayılı kararıyla, tarafların anlaşmalı boşanma davası sırasında düzenledikleri protokolde yer alan ‘tarafların mal talepleri yoktur’ şeklindeki ifadenin, eşler arasında ‘mal rejiminden kaynaklanan alacak’ isteklerini kapsadığı sonucuna hükmetmiştir.

Söz konusu içtihatlar doğrultusunda, anlaşmalı boşanma protokolünde veya boşanma davası devam ederken karşı taraftan herhangi bir mal talebi bulunmadığını beyan eden taraf, boşanma davası sonuçlandıktan sonra mal paylaşımı davası açma hakkını kaybetmiş olacak. Tarafların mal talebi olmadığına ilişkin beyanı geniş alamda yorumlanarak, mal rejiminin tasfiyesi davalarını da kapsayacak şekilde işleme alınacak. Bu nedenle, bundan böyle boşanma davası sırasında mal talepleri ile ilgili beyanda bulunacak olan tarafların, ileride hak kaybına uğramamak için beyanlarını doğru biçimde düzenlemeleri gerekmekte.

Av.Yağmur Eser 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir